RSS

Category Archives: AHH ŞU OKUL ANILARI…

bakkal amca

Şimdiki gençleri kandırmak o kadar kolay mı? :))
Al sana bakkal amca…

 

ÖĞRENCİLER YATARAK DERS ÇALIŞMAYI SEVİYOR …

Lise yıllarımda bir ara uzanarak ders çalışmayı alışkanlık haline getirmiştim, baktım her seferinde uyuyakalıyorum bundan vazgeçtim zaten verimde alamadım. Bir araştırma yapılmış 2011 yılı içinde okuyunca anımsadım. Anfide de bir kaç kez uyumuşluğum vardır hani. :))


Öğrencilerin ders çalışma alışkanlığı üzerine yapılan araştırmada Üniversite öğrencilerinin anfide ders dinlemek yerine uyumayı, uyumaları gereken yataklarında ise ders çalışmayı tercih ettikleri saptanmış.Ders çalışma alanları ev ve yurttaki yatak % 44 ile ilk sırada, yurt çalışma odası % 23′le ikinci, kantin % 22 ile üçüncü ve son sırada kütüphane olarak belirlenmiş.


 

YAAA SABIR…

Gerçekten öğretmenlik sabır işi…

Yaz kursları devam ediyor,minik eller klavyede…
Canım Ayşecim herkesle tek tek ilgileniyor.İşte tam o sırada bir ses geliyor…


-öğretmenim ekran karardı

-tamam canım
-öğretmenim ekran karardı

-öğretmenim ekran karardı

-öğretmenim ekran karardı
-tamam canım bakcam birazdan
-öğretmenim
-efendim
-ekran karardı
-tamam canım
-öğretmenim ekran karardı

-öğretmenim
-efendim

-ekran karardı
-tamam oğlum geliyorum
.
.
.
 

>VEZÜV…

>

Bütün notlar sular seller gibi hatim edilmiş, herkes kendinden emin ancak başa geleceklerden habersiz anfiye geçmiş soruları beklemekte…

Hocamız neşe içinde sınıftaki yerini aldı.Aslında kimse huyunu suyunu bilmiyor, çünkü okulda yeni…

Fotokopi dağıtmasını beklerken “yazın bakalım ilk soru” dedi daha 1.soruyu yazamadan 2. ve son soruyu okudu…

Herkes afallamış “bu kadar mı?” deyip etrafına bakındı.Evet başka soru yoktu.Daha ne sorular planlamışken kafamızda, bu yapılır mıydı?

1.soru hakkında hiçbir fikri olmayan sınıf otomatikman diğer yorum sorusuna yüklendi…

Pompei şehrinde neler olmuştu? Vezüv yanardağı faliyete geçmeden önce insanlar neden ölmüştü?”

Kimisi üç sayfa ile tarihi yeniden yazdı,kimisi bir paragraf ile cevapladı,kimisi de etrafına bakındı durdu…

Sınav sonuçları için üç hafta beklendi, son sınıf herkes bir an önce mezun olma telaşında…

Koridorlarda karşımıza çıkan hocaya merakla “kağıtları okudunuz mu? “diye sorduk,odasına gittik sorduk,bahçede karşılaştık sorduk.Sonuçta tek soruya verilen cevapla çoğumuz geçtik,ama ne yorumlarla…


~~~~~~
Sizinde görülmeyen bir yerle ilgili anınız var mı ? bilmiyorum.Benimki böyle işte,üstelik bir yanardağ ile.:):):)

Vesuvius

Vezüv Google Earth görüntüsü…(Aslında değişen bir şey yok,bölgedeki insanlar nerdeyse volkan kraterine kadar inşaat yapmış.Yanardağ tekrar faliyete geçerse büyük bir felaket kaçınılmaz olucak.)
 

>AYNADAKİ RUJ İZLERİ…

>Okul tuvaletinde gizlice sürülen ruj sonrası dudaklarını kontrol eder kız öğrenci…

Kendisine ne kadar yakıştığını düşünürken içinden gelen bir hareketle dudaklarını aynaya yapıştırıp ruj izini aynaya bırakır.Yaptığı bu hareketin okul içinde önce bir modaya , sonrada bir krize dönüşeceğini tahmin edemez tabi…

Oregon (ABD) eyaletindeki okulda bu moda gitgide yayılır.Öyle ki kızlar tuvaletindeki aynalar ruj izinden görünmez hale gelir.

İşin zor kısmı temizlikten sorumlu hademenindir.Hergün saatlerini harcayarak temizlediği aynalara tekrar ruj sürüldüğünü görmek sinirlendirir görevliyi.En sonunda okul müdürüne durumu anlatarak yardım ister…

Duruma el koyan müdür,okuldaki tüm kız öğrencilerin tuvalette toplanmasını söyler…

Okul içinde giderek büyüyen bu sorunu ve temizlerken yaşanan zorlukları önce birbir anlatır müdür…
“Bakın” der “O kurumuş ruj lekelerini temizlemek o kadar zor ki,şimdi görevli arkadaşımız bu izleri size nasıl temizlediğini gösterecek.” Başıyla işaret ederek görevliyi çağırır…

Hademe elindeki uzun saplı temizlik fırçasını alır,suyla doldurduğu lavabonun içine fırçayı daldırıp daldırıp çıkarır ve aynaları o fırçayla temizleye başlar…

Kızlar şaşkın bakışlarla olup biteni izler ve o gün son olur.Tuvaletteki aynalarda bir daha kimse ruj izine rastlamaz…

~~~~

*Bana göre dünyadaki en zor işlerden biridir ,yönetici olmak ve idarenizdeki kişileri yönetmek.Bir kere ayrı meziyetlerinizin olması gerekir…

Olasılıkları iyi düşünemiyor,çözüm üretemiyorsanız o zaman hiç denemeyin derim…

olay kynk.
 

>TİPİK ÖĞRENCİ…

>

Photobucket

“Hocam,yarınki sınava tahtadaki konular da dahil mi?

~~~~

*valla en çok sorduğum sorulardan biriydi bende yalan yok… :)))
 

>BİRŞEYLER DEĞİŞMİŞ OLMALIYDI…

>

“Bir kere şunu anlamanız lazım,siz evli değilsiniz.15 yıl boyunca neyi beklediniz bilmiyorum ama eşim diye bahsettiğiniz kişi kocanız değil,resmi nikah olmadan da bu isteklerinizin gerçekleşmesi mümkün görünmüyor.” dedim sorununu anlatan bayana, yol göstermeye çalıştım…

Bu konuşmanın sonlarına doğru Mehmet Ali amcada katıldı bize.Tebessüm ederek ayakta sessizce dinledi.Bayan gittikten sonrada traji komik öyküsünü başladı anlatmaya…

63 senesinde Konya’nın Kadınhanı ilçesi-Şahören köyünde öğrencilerinin birinci dönem karnelerini hazırlarken fark etmiş, bir öğrencisi belgeleri olmadığı halde kayıt yaptırmış.Velisini çağırmış.”Bu çocuğun nüfus cüzdan bilgileri lazım,nüfus cüzdanını getirin yoksa karne alamayacak” demiş. Annede çocuğunun kimliğinin olmadığını ve yol yordam bilmediğini söyleyerek yardım istemiş.

Bunun üzerine nüfus idaresindeki arkadaşını arayan Mehmet Ali amca,göndereceği aileye yardımcı olunmasını rica etmiş…

Kısa süre sonra arkadaşı dönüş yapmış.”İyi de demiş.Bu çocuğun kimliğinin çıkması için önce annesinin doğması gerekiyor.Annesi de nüfus kayıtlarında yok ki” diye espri yapmış…

Bu sefer anneanne ve dedenin kayıtlarına bakılmış.Onların da nüfusta kayıtları yokmuş… :-0

Mehmet Ali amca aileyi tekrar bularak onlarla tek tek konuşmuş.Önce 50’li yaşlardaki anneanne ve dedenin nüfusa kaydı yapılmış, kısa süre sonra da resmi nikah kıyılarak bilgileri buraya eklenmiş.Bu aileden doğan çocuğun anneside nüfusta yerini almış.O da kısa süre sonra resmen evlenerek bilgilerini kayıt ettirmiş.Veeee nihayet küçük öğrencininde ismi nüfusta yerini almış…

Tabii bu işlemler olurken karneler çoktan dağıtılmış.O öğrenci ancak ikinci dönemin sonunda nüfus cüzdanını ve karnesini eline alabilmiş…

Aslında çok yazık bu anlatılan,yıl 2010 birşeylerin çoktan değişmiş olması gerekirdi.Hala daha kendini kandıran,resmi nikah olmadan yaşayan kadınların olması şaşırtmaya devam ediyor insanı…

 

>NERELİSİN ?

>Arkadaşım Bilge haftanın belli günlerinde anasınıfı öğrencilerine İngilizce kurs veriyor.
Nasıl geçiyor ? diye sordum. ”Çocuklar bir alem “dedi başladı anlatmaya… Where are you from ? cümlesine karşılık bazı çocukların “hımmm ben nereliyim? Düşünmem lazım.” ya da “bilmiyorum anneme hiç sormadım” cevaplarıyla karşılaşınca şöyle bir çözüm bulmuş.
“Tamam bilmeyenler ben Ankara’lıyım “ diye cevap versin demiş.
İki-üç tekrardan sonra tüm sınıf hiç beklemeden cevap vermeye başlamış böylece soruyu iyice öğrenmişler…
Dersin sonuna doğru öğretmen “hadi bakalım şimdi siz bana sorun ben cevap vereyim” deyince minik parmaklar havaya kalkmış…

Kısa süre önce bulduğu çözümü unutan öğretmen gerçekte Ankara’lı olduğu için sorulara başlamış “Ankara’lıyım” diye cevap vermeye…
Bu arada arka sıralardan bir ses yükselmiş.”Bakın gördünüz mü öğretmenimizde nereli olduğunu bilmiyor” :))

 

>"DERSE DEVAM ÇOCUKLAR…"

>

Müdür muavini Vahit Başar’ın okula geç gelenlere bir cezası vardır.Ya 5 liralık Kızılay pulu ya da avuca 10 defa cetvel cezası…
Yine yakalamıştır geç gelen öğrenciyi sorar.”Kızılay pulu ile bağış mı yapmak istersin? Yoksa cetvel ile dayak mı ? Öğrenci bakar cebinde 3 lira…
“Hocam” der “3 liralık Kızılay pulu üstüne de 2 liralık cetvel cezası”… :)
Photobucket

Kabataş Lisesinin eski Fizik hocalarındandır Vahit Başar,öğrencileri enteresan kişiliği ile onu hatırlar.Ölmeden önce bir vasiyeti vardır mezartaşına yazılmak üzere…

“Ben öğretmenim,öldükten sonrada derse devam ederim” dercesine…
Beğendim ve paylaştım…
Photobucket

 

>KÖYLÜ…

>İlkokul birinci sınıftayım…O gün hırçınlığım üstümde demek ki,tenefüste oynadığım arkadaşıma sinirleniyorum.Çocuk aklım, kendimce hakaret edeceğim –Köylü sende !!! dediğimi hatırlıyorum.Arkadaşım kısa bir süre yüzüme bakıp –Neden öyle söylüyorsun? Hem Atatürk ne demiş “Köylü milletin efendisidir” deyince içimden “Eyvah ben ne yaptım?Bunu nasıl söyledim? deyip çok utandığımı hatırlıyorum.
*************************************************************
detay.

 

>SEN SORDUN , BEN SÖYLEDİM ÖĞRETMENİM…

>Ailede okula giden küçük çocuk kalmadığı için unuttuk belki tarihlerini ama yerli malı haftası için yaptığımız hazırlıklar hala aklımda… İşte bu konuya dair anlatılan anıyı dinleyince bayağa güldüm.Bu seferki kahraman kaptanın kuzeni…İlkokul birinci sınıfta… Öğretmen daha önceden bahsettiği “Yerli Malı” haftasının anlam ve önemiyle ilgili sözlü yapmakta.
Soru: Yerli malı haftası ne zaman kutlanır?
Kuzeni işaret eder – sen cevap ver çocuğum.
Kuzen kısa bir süre düşünür ve cevap verir…
–Zamanı geldiğinde kutlanır öğretmenim… :)

 

>OKUL ANISI 4…

>Bir süredir ara vermiştim kaptanın okul anılarına.Aslında yazılacak o kadar çok macerası var ki içlerinden seçim yapmak zor oluyor.İşte bir tane daha…
Öğretmen sınıfı hazırlıksız yakalayıp sözlü yapacağını söylüyor.Bunun üzerine kaptanın hem sıra hemde samimi arkadaşı olan Oktay –Oğlum ben not defterinde ilk sıralardayım kesin beni tahtaya kaldırır.Bana sıra geldiğinde boğazlarımdan hasta olduğumu,hatta hiç konuşamadığımı söyle diyor…Sıra tabi Oktay’a gelip ismi okunduğunda bizimki kalkıp
-Hocam ,Oktay arkadaşımız birkaç gündür rahatsız,hiç konuşamıyor bir dahaki ders sözlüye kalkmak istediğini kağıda yazarak anlattı.diyor.Bunun üzerine öğretmen
–Peki öyle olsun,o zaman ayağa kalkmışken tahtaya seni alalım deyince bizimki tahtaya kalkıp sıfırı alıp oturuyor… :)


********************************************************************
Bunu da nette okudum…
“Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıftaki kızlardan birini kaldırmıs ve ondan subay rütbelerini kücükten büyüğe doğru saymasını istemisti. Sıralamayı aynen yazıyorum:”Teğmen,üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı,yarbaşı ve albaşı”

 

>KAPTANIN OKUL ANISI …-3-

>telteltel
Bu seferki anı bir hayli ilginç…Kaptan lise birinci sınıftayken sene 1988 ,sınıflarına güzel bir kız kayıt olur…Asker bir babayla ,postanede çalışan bir annenin cici kızı…(Bunu belirtmem gerekiyor çünkü olayın kilit noktası :) ayrıca o sene aynı sınıfta okumadık çocukluk anısı olduğunu düşünerek yazıyorum yoksa çokta kıskancımdır yani…)
Neyse kaptan kızı çok beğenir ,birkaç hafta sohbet arkadaşlığı yavaş yavaş samimiyete dönüşünce bizimki kızın ev telefonunu ister.
Kız –Hayır olmaz veremem desede ,bizimkide
–Bulurum nasıl olsa der… iş iddiaya gelir…
Kaptan 118 bilinmeyen numaralar servisini arar..(şu an 11811 olmuş)
–Aloo, ………….’ın ev telefonunu alabilirmiyim? ……..semtinde ….
Operatördeki bayan – Kimi aradın çocuğum orası bizim ev kiminle görüşeceksin? der…Bizimki cevap vermeden sessizce telefonu kapatır…1

 

>BAYRAMLAR GÜZELDİR…

>Bayramlar gerçekten güzel…Uzun zamandır bir araya gelme fırsatı bulamadığımız dostlarımızla buluşmak ,sohbet insanı rahatlatıyor…Kendimi hiç bu kadar iyi hissetmemiştim nerdeyse bir sene oldu…Haa bu arada belirtmeden geçmek istemiyorum her şeyin tadında olması taraftarıyım aslında dokuz günlük tatilin uzun olduğunu düşünüyorum.Ramazan bayramında bir dokuz gün daha tatil olmuştu zaten…Bu süre içinde çalışmadan ,üretmeden geçen bu zamanın kayıp olduğunu düşünenlerdenim…En azından bu tatili ülke olarak hak edip etmediğimiz tartışılır…Neyse keyifliyim komik bir şeyler yazmak için oturdum konuyu fazla dağıtmadan anlatmak istiyorum.
Bir ağabeyimiz var müthiş komik bir adam özlemişiz sohbetini öyle güldük ki…
Sigara yasağından konu açtım…–Yaa artık bırakmamız gerekiyor,baksanıza kapalı hiçbir alanda içilmiyor,fellik fellik yer arıyoruz gittiğimiz yerde dediğimde cevabı hiç gecikmedi…
–Hiç bırakmayı düşünmüyorum,”benim için yanıp tutuşan bir tek o var”.. :)
İlerleyen saatler içinde bir olay anlattıki, bilmiyorum gerçekten yaşanmış dedi ben anlatanın yalancısıyım.Ama varsa böyle efsane bir öğrenci tanışmayıda çok isterdim doğrusu…
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin yemekhanesinde boşyer bulamadığı için elinde tepsiyle dolaşan öğrenci ,bir bakarki hocalarının oturduğu masada boş yer var..Hiçbir sakınca görmeden selam verip patt masaya oturur.Hocalardan biri bu olaya bozulur…–Oğlum sence ineklerle kuşlar aynı yerde yemek yermi? diye sorar…Öğrenci yaptığı hatayı anlar fakat hiç bozuntuya vermeden
–O zaman ben hemen uçayım hocam der…
Tabii bu olay dilden dile dolaşır,anlatılır.Hoca maçın rövanşını almak istercesine bir gün sınıfta sohbet konusu açar…Aynı öğrenciye soru yöneltir…–Karşınızda iki küp birinde on insan beynine eşit “akıl” diğerinde ağzına kadar “para” hangisini alırdın ?
–Tabiki parayı alırım hocam…
–Bakın gördünüzmü arkadaşınızın seçimini.Ben olsam aklı alırdım diyen hocaya cevap gelir..
–Doğrudur hocam herkes kendinde olmayan ne varsa onu alırdı… 1

 

>KAPTANIN OKUL ANISI -2-

> Olaydaki esas çocuğun annesinden dinliyorum,
İlkokul birinci sınıfa başlanıyor, heyecan hat safhada (o zaman kreş,anaokulu furyası yok tabi..) Öğretmen sınıfta anne-babalarından ayrılmak istemeyen gözü yaşlı öğrencilerle meşgul…Kimisinin gözü kapıda –anne sende gellll…Kimisi uslu bir biçimde oturmuş sessizce bekler konumda.Esas çocukta uzun süredir bu anı beklemiş her zamankinden farklı hiç çıt çıkarmıyor.Öğretmen anlatıyor
—Çocuklar artık okula başladınız, burası bizim sınıfımız , bir şey isteyeceğiniz zaman parmak kaldırıp isteyeceksiniz diye anlatıyor…Kısa bir zaman sonra öğrenciler sakinleşip öğretmende alıştırma olması açısından tahtaya bir şeyler yazacakken bizim esas oğlan parmak kaldırıyor…
-Bakın arkadaşınız bir şey söyleyecek parmak kaldırmış,söyle çocuğum.
-Öğretmenim kalemimi açacağım çöp tenekesini buraya getirirmisiniz ? … :)

———————————————————————————-
*Daha önce okumayanlar için kaptanın diğer okul anısı burada

1

 

>DİN BİLGİSİ SINAVI…

> Din Bilgisi dersinde hoca, sınav sorularını okuyup arkasından –hepiniz müslüman çocuğusunuz ,bu sorulara doğru cevap vermeyeni döverim diyerek sınavı başlattı…

Öğrenciler hocanın bu acımasız tutumundan ona dönemin meşhur dizi karakteri “peder hoze” lakabını takmıştı…

Öğrencilerden biri nasıl olsa beni dövemez diye soruları cevaplamadı…
Sadece sınav kağıdının başına “Bismillahirrahmanirrahim” yazdı ve kağıdı boş bir biçimde öğretmene teslim etti.

Sınav sonuçları bir hafta sonra sınıfta herkese okundu.Sınav kağıdını boş teslim eden öğrenci –Hocam benim notumu okumadınız? diye sordu…

–Senin sınav sonucunu okulun panosuna astım ordan öğrenirsin diye cevap verdi öğretmen.

Merak ettiğimiz için tenefüs zili çaldığında merakla aşağı indik .Panoda asılı kağıdın üzerinde fosforlu kalemle kocaman bir sıfır ,altında da “sadakallah ül azim “ yazıyordu…

Şimdi bu olayı her hatırladığımda tebessüm ediyor, sınav kağıdını boş veren o çocukla evli olduğuma inanamıyorum. :))

1
 
 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.